Sevgili Okur,
Herkesin hayatında gönderilmeyi bekleyen ama bir türlü yola çıkmayan mektuplar vardır. Bazıları bir çekmecede durur, bazıları aklımızda.
Söylenmemiş cümleler sandığımız kadar eksik degildir aslında. Bazen doğru zamanı beklerler, bazen de bize bir şeyi fark ettirmek icin sessizce icimizde kalırlar. Çünkü her duygu hemen dile gelmez. Bazı kelimeler insanın içinde olgunlaşmak ister. Hiç beklemediğiniz bir anda hiç alakası olmayan bir kitap okurken, bir film izlerken öğrenebilirsiniz. Biraz düşün eminim sen de bunu elbet yaşamışsındır.
Belki geçmiste söyleyemediğin bir teşekkür vardır. Belki kendin icin sesli bir şekilde kendine kuramadığın bir cümle. Belki de artık söylemeye ihtiyaç duymadığın bir şey. Umarım aklına geldiğinde nasıl da unutmuşum diye mutlu olduğun bir ihtiyaçsızlık olur bu.
Zamanla şunu öğreniyoruz: Her düşüncenin bir alıcıya ihtiyacı yoktur. Bazı fark edişler sadece bize aittir. Insan bazen bir cümleyi söylemediği için degil, onu anladığı icin değişir.
Bugün seni küçük bir şeye davet etmek istiyorum. Kısa bir an dur ve kendine şunu sor:
“Eğer bugün bir mektup yazacak olsaydım, kime yazardım?”
Çoğunuzun yanıtının “kendime” olduğunu o kadar iyi duyuyorum ki.
Göndermek zorunda degilsin. Hatta yazmak zorunda bile değilsin.
Ama belki içinden tek bir cümle geçirirsin. Belki bir ismi , evinde hissettiğin bir anı, 5 dakikalığına mutlu olduğun küçük bir cafeyi hatırlarsın. Belki de sadece geçmişteki bir haline -ya da gelecekteki minik bir hayaline – sessizce gülümseyip yoluna devam edersin.
Söylenmeyen her şey ağırlaşmak zorunda degil. Tam tersine, fark edildiğinde hafifleyen duygular daha çok.
Bugün ödevimizi hangi kelimeleri taşıyacağımızı, hangilerini serbest bırakacağımızı öğrenmek.
Hayatın bize her zaman yeni cümleler kurma şansı vermesi çok ilginç değil mi ? 40 yıldır aynı rutinlerle aynı hayatı yaşıyor olmanız buna engel değil. Ya da her gün gözünüzü başka bir ülkede açtığınız için aynı cümleleri kurmayacak olmanız demek değil. Bu sıkıcı hayatı biraz da romantikleştirmek lazım. Rezidans balkonuna ilk kez kuş konması ilk kez kurma şansı bulduğum bir cümle bakın, çok da romantik :).
Bugun kendine şu soruyu da bırakmak isterim:
İçimde tutmak yerine nazikçe ifade etmeyi öğrenmek istediğim bir şey var mı?
Bu sorunun tek bir cevabi yok. Ve acele etmesine de gerek yok. Bu mektup sana bir hatırlatıcı olsun istedim: İç dünyan ne kadar derinse, hayatla kurduğun bağ da o kadar zenginleşir. Ve insan kendiyle dürüstçe karşılaştığında iç ve dış dünya da değişsin değişmesin bize değişmiş görünüp farklılaşmaya başlıyor.
Kendine nazik davranman dileğiyle. İçinde taşıdığın tüm cümlelerin, zamanı geldiginde sana ferahlık getirmesi dileğiyle.
Şubat’ın sakin son gününden,
